20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bir Küçük Adamın Yandan Profili

Bu yazı bukowski okuyup da hiçbir zaman yazar olamayacak türk yazarlarına ithaf edilmiştir.


Durağa gidiyordu. Elinde sigarası, üstünde siyah deri pardesüsü müdür ne bokumsa. Yazarı gibi sinirliydi. Hızlı hızlı yürüyordu, ayağında botlarıyla çiğniyordu demetevlerin yeni yağmur yemiş kaldırımlarını. Bişeye kızmıştı hakikaten kimbilir, babasına sanırım. Pederine. Yaa pederle aram bozuk' un karizmasına sahipti artık. Evet babasıyla takışmıştı. Sebebi s.kinde değildi. Kızılay' a gitmek için acele ediyordu sanki bir bok kaçıracak gibi.
Durağa vardığında 3-5 kesik yedi orda duran demetli elemanlardan. Bakışlarını üzerinde hissedince babasının az önce yarattığı sorunu unutur gibi oldu. Küfürü bastı içinden sanki başka derdimiz yokmuş gibi bir de bunlarla uğraşıyoz dedi. Sinirini evde anasına babasına, mal kardeşine yansıtırdı. Ama insan içinde o kadar güçlü değildi İ. Sokakta tek başına bir halt yiyemezdi. Bunu kendine itiraf etmezdi de ayrıca.
Her neyse İ. nin biraz çocukluğuna filan inmeyeceğiz. Gerek yok, aslında bu kadar önemsiz ve sıradan bir karakterin hakkında bu kadar cümle kurmak bile fazla. Ama siz okuyuculardan gizlemek istemediğim bir kaç noktayı anlatsam iyi olacak.
İ. sıradan bir çocukluk geçirmişti. Tek kayda değer yanı, arkadaşlarının içinde nadir aralıklarla farklı, yaşına göre beklenmeyecek şeyler söylemesi, ya da döneminin çocukları arasında coşkuyla karşılanacak fikirler buluyo olmasıydı. Aile içinde de bu tip maaşallahlık olaylara imza atmış olması gözden kaçmıyordu. Annesine göre bunun nedeni sadece hamilelikte yediği balıklardı, balık yiyen zeki olur derdi annesi. Babası ise İ'nin kendi tarafındaki yegane okumuş adam Tezcan Amcasına çektiğine inanırdı. Hanımıyla sırf bu yüzden tatlı-sert tartışmalara girerlerdi. Hangilerimizin evlerinde olmaz ki bu tatlı-sert tartışmalar, kötü esprili ama karı-kocanın evliliğine kendilerince neşe katan sohbetler. İ. nin hiç bir sorunu olmamıştı büyüme çağında. Arkadaşlarına ne alınıyorsa ona da alınırdı. Beslenme çantasında sadece 2 kez muz getirmişti, tam üç yıl üst üste satranç kolluğunu kimselere bırakmamıştı, kötü futbolu yüzünden dışlanırdı vs.

Neyse daha fazla tanıtma gereği duymuyorum. Roman değil bu blogdaki bi yazı altı üstü..

1 yorum: